Tatlım yeni logon turizm şirketi logosu gibi olmuş. Kuşuma binin uçuyoruz mu diyorsun ?

birsevgipornosu:

otisakaman:

birsevgipornosu:

otisakaman

Gayet güzel oldu bence lütfen kıskanma. Ya bir kere de git başkasını kıskan ya benden uzak dur bir kere. Yoksa bana aşık mısın ya şapşal. :)))

O göte bülbül öte anam.

Bülbül ben oluyorum (temsili) sajdçflskdmşfsad 

Senin kuşun yok sen pornosun o yüzden bülbül ben oluyorum koçum. ;)))

Reblogged from birsevgipornosu, 11 not, Eylül 18, 2014

kış aylarına hazırlık olarak
bi’ çift sevgili ayağı.

Reblogged from effys-photos, 141.996 not, Eylül 17, 2014

"Rahatlatıyor tüm sevgiye muhtaçları şu yağmur taneleri."

Murathan Mungan

76 not, Eylül 17, 2014

Hayatın çilesini hep omuzlarımda taşıdım.

Genelde 45 yaş üstü babalarımızın amcalarımızın ya da dayılarımızın bize öğüt verirken kullandığı cümledir bu değil mi? Benim için öyle oldu. Hayatım boyunca hep bir başarı hikayesi dinledim. Kendimi bildim bileli ben şöyle zorluk çektim şöyle çalıştım para kazandım böyle yaptım sen de böyle yapmalısın şöyle davranmalısın şunu yaparsan güzel bir yaşamın olur gibisinden öğütler dinlemeye başladım. Açıkcası böyle bir çevrede büyüdüm ben.

Çocukluğumu aldılar elimden.

Aklım ermeye başladığından itibaren sorumluluk sahibi bir insandım. Ders çalışmalısın dediler çalıştım, ödevlerini yapmalısın dediler itinayla hergün ödev yaptım, boş zamanlarında kitap okumalısın dediler yanımdan kitabı hiç eksik etmedim, oyuna zamanın olmaması lazım senin sınava gireceksin test çözmelisin dediler odama çekilip saatlerce test kitaplarıyla boğuştum sınavdan sınava koştum. Bahsettiğim büyüklerimin öğütlerini harfiyen uyguladım, başardım. Şöyle dönüp geriye baktığımda eksik ya da yanlış bir şey görmüyorum çünkü sistem bunu emrediyor. Böyle yaptığında şöyle davrandığında başarılısın demektir diye benim gibi olanların beynine kazınmış bir durum var ortada ama ben eksikliğimi görebiliyorum.

Çocukluğum yok benim, çocukluğum. Çaldılar onu benden.

Küçükken etrafıma baktığımda güzel oyuncakları olan arkadaşlar görürdüm günün tamamını bir kamyonetle oynayarak geçiren ya da bisiklete binen arkadaşlarım sürekli maç yapan saklambaç oynayan. Bense sadece anne babamdan gizli eşlik edebildim onlara. Amcamdan bile korkardım küçükken sokakta oyun oynarken görecek de bana kızacak diye korkardım. Okulda hep birinciliğe oynanmam istendi sürekli çalıştım. Hiç çalışmayan arkadaşlarımı gördükçe anlam veremedim, nereden geliyordu onların bu rahatlığı anlam veremedim. Aileleri hiç karışmıyor muydu acaba onlara diye düşünmeden kendimi alamıyordum. Bazen ne rahat anne babalar var dediğimde çok oldu. Sorumsuz anne babalardan bahsetmiyorum onlar zaten hiçbir şeyi hiçbir güzelliği haketmiyorlar ama çocuklarına gerçekten çocukluğunu yaşatan aile bireylerini takdir etmek boynumun borcu.

28 not, Eylül 17, 2014

Okullar açıldı. Çoğu genç irisi kendi memleketlerinden uzak şehirlerde liseye, üniversiteye başladı. Şimdi görüyorum bu körpe üniversiteliler Facebook, Twitter ya da Tumblr gibi sosyal ağlarda daha ilk günden ev hasreti çektiklerini ailelerini özlediklerini yazıyorlar çiziyorlar belirtiyorlar. Bazıları da işte bunu hor görüyorlar. Çocuk musunuz siz diyerek bu genç arkadaşlarla dalga geçme çabası içindeler. Yok kardeşim o işler öyle değil işte. Yaşayan bilir. Ben hatırlıyorum 18 yaşımda üniversite kazanmışım, daha önce ailemden hiç uzak kalmadım şehir dışına bile doğru düzgün çıkmamışım bir gün geliyor hop aile ile araya kilometreler giriyor. Yalnız başına mücadele etmek zorunda kalıyorsun her şeyle. Sabah annen kahvaltı hazırlıyor baban harçlık veriyordu çıkıp geziyordun akşam eve geldiğinde annen yemeği önüne koyuyordu yiyordun babanla televizyon kavgası yapıyordun bir süre sonra odana çekilip kitap okuyordun vs ama anne babanın varsa kardeşlerinin hep yan odada mutfakta olduğunu biliyordun. Üniversiteye başlayınca bütün işlerini kendin yapmaya başlıyorsun işte. Kahvaltı bulaşık çamaşır yemek ütü akşam yemeği ev temizliği vs vs buna eklenebilecek tüm işleri kendin yapıyorsun. Zorlandığın yerde ne şöyle yap oğlum/kızım diyecek bir baba ne de bir anne var artık yanında. İlk senemde hatırlıyorum 6 kişilik KYK yurdunda kalmıştım. Cumartesi geceden yola çıkmış sabah Eskişehir’e varmıştım. Otogardan sora sora yurdu bulmuş birkaç evrak işleminden sonra öğleye doğru yatağıma uzanmıştım. Akşam uyandığımda hava kararmış açlıktan karnım gurulduyordu. Odada tek başımaydım bir de kimse de gelmemişti daha. Hatırlıyorum o an böyle bir ağlama isteği geldi. Yatakta doğruldum sonra kendimi tutmayı bırakıp hıçkıra hıçkıra ağlamıştım. Rahat bir onbeş dakika ağladıktan sonra kendimi toparlayıp duş almaya banyoya gitmiştim. Banyo da pislikten ölüyordu hani hayvan bağlasan durmaz derler ya öyle işte. Tabi ilk zamanlar her şey ters geliyor insana. Sonuçta evde alıştığın bir düzen vardı ve o düzen şimdi yok. Zamanla bu pisliğe de alışacaktım, alıştım daha doğrusu ama o ilk günlerin çilesi hala aklımdadır benim. Bir gün evinde kendi yatağında uyanırken ertesi gün hiç alışık olmadığın bir yerde uyanmak insana öyle bir koyuyor ki yaşamayan bilemez. O yüzden memleketinden uzak ailesinden ayrı insanları hiçbir zaman hor görmemek lazım. Yaşadıkça anlıyor insan bu tür durumları.

63 not, Eylül 16, 2014

  • -: Büyüyünce ne olacaksın, küçük çocuk?
  • +: Öleceğim, amına koyayım! Geberip gideceğim!
  • -: Doğru cevap, geçtin sınıfı.

61 not, Eylül 15, 2014

Uyuyacaksan bu şekil uyuyacaksın. Başka türlü tadı tuzu olmuyor uykunun.

Uyuyacaksan bu şekil uyuyacaksın. 
Başka türlü tadı tuzu olmuyor uykunun.

Reblogged from nymphoninjas, 223.668 not, Eylül 15, 2014

Şimdi size üniversiteye yeni başlamış öğrenci taklidi yapacağım.

"Öğretmenim, ara verecek miyiz?"

39 not, Eylül 15, 2014

Şimdi yeni üniversiteliler şunun telaşında.

Hoca derse girince ayağa kalkıyor muyduk kalkmıyor muyduk? Çoğunun saçına şimdiden aklar düşmeye başladı bu sebepten.

32 not, Eylül 15, 2014

Anonim asked: Görünce ne hissettin abi? Şimdi ne hissediyorsun? Anlatsana biraz ne zamandır merak ediyoruz zaten. Nasıl birisi? İsmi ne?

Ya ben mutluluğumu anlatma konusunda bayağı sıkıntı yaşıyorum abim. Zor oluyor inan anlat deyince anlatması bu tür şeyleri. Böyle içim sevinç doluydu. Ben sakin kalmalıydım biliyordum çünkü Necla inanılmaz heyecanlıydı. Sakin davrandım bekledim onun gelmesini. Zaten görünce o içimin sevinci dışıma yansıdı gülmeye başladım ama nasıl heyecan yaptım o an. Ve de o heyecanı bastırmanın en güzel yolu sarılmaktı. İkimize de sımsıkı sarılmak iyi geldi. Belli etmemeye çalışıyordu ama elleri titriyordu. Önce omuzlarıma doğru sardı kollarını sonra belime. Sadece boynuna dolanmış saçlarından öptüm o an. Hani fazla da abartmadık sonuçta açık alandayız onu utandırmak istemedim.

Şimdi huzur ne demek iyi biliyorum. Sabah uyandığımda salak salak gülüyorum traş olurken gülüyorum dişimi fırçalarken yüzüm gülüyor komutan uçuş planı lazım dediğimde gülüyorum oğlum neden gülüyorsun dediğinde yok bir şey komutanım derken bile o var aklımda. Hani aklımda her an ve her an yüzüm gülüyor onun sayesinde. Böyle kız çocuğu olmuş baba gibi, alın teri kurumadan parasını almış işçi gibi mutluyum.

Biliyorum adını merak ediyorsun ama Necla diye bilseniz pek âlâ çok güzel kalacak çünkü ismini duyurduğumda Necla sıfatının bir anlamı kalmayacakmış gibi geliyor bana. Ve de mesajın için teşekkür ederim cağnım benim.

40 not, Eylül 12, 2014

Anonim asked: ne hissettin ilk gördüğünde, ne yaptın? tokalaştınız mı yoksa doyasıya sarıldınız mı.. ilk cümleniz ne oldu mesela? biliyorum çok özel şeyler bunlar ama aşkı hiç yaşamamış birisi soruyor bunları. ve böylesine güzel bir aşk yaşayan birinden duymak istiyor bu cevapları. umarım cevaplarsın, selametle.

1 hafta öncesinden kararlaştırdık Perşembe günü buluşacağız diye. Hani askerlik yapıyorum hiç öyle şafakmış mehtapmış saymadım Necla sayesinde gün saydım. Perşembe oldu geldi çattı otogara gittim karşılamaya bir yandan da mesajlaşıyoruz işte. Otobüsü geldi ben zaten onu kalabalık olmayan yerde bekliyordum otobüsten indi o bana güldü ben ona güldüm geldi yanıma sarıldık bayağı. Ben bir şey dedim (ne dediğim bizde kalsın) o sarılmaya devam etti. Sonra işte döndü şöyle bir baktı “nabıyon” dedi gsjsjkskdkdkldld. Dedim o yolu bunu sormak için mi geldin. Güldük gülüştük. Sonra tuttum elinden taksiye bindik. Takside yine nabıyon dedi hsjjdkdkdkdkkd. İşte sabah yaptıklarımdan bahsettim sonra Aydın’a ilk gelişi Aydın’dan bahsettim. O ara eve geldik. Sonrası kahvaltı uzun uzun sarılma vs. Saçma şeylerden bahsettik sonra yine sarıldık. Basit bir şeymiş gibi anlatıyorum ama işte ikimiz için öyle olmadı ajsjdjkdjsk. Neler çektik şu huzuru yakalamak için anlatmaya gerek yok böyle açık açık da her şey güzel anlayacağın yavrum.

26 not, Eylül 12, 2014

"Büyüyüp de on yedine geldiğinde baban sana idamlar alacak."

591 not, Eylül 12, 2014

"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmemAma kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.” demiş Cemal Süreya. Bugün Cemalim Süreya’nın ne demek istediğini yaşayarak anladım. Bugün ben Necla’m dediğim kadına kavuştum. Dünyanın en güzel en özel günüydü bugün. 
Nasıl bir mutluluk yaşadım bir bilseniz, ah bilseniz. Bahar gibiydi. Bülbül’ün gül’e gül’ün bülbüle kavuşması gibiydi. Sahi ben o hikayeyi anlatayım size de neyden bahsettiğimi bir güzel anlayın. 
Küçücük gül ile onun kadar küçük bülbülün dev yarasa aşkıdır bu. Sakın ola ki ot ile kuş gözüyle bakmayın bu hikayeye. Aldanırsınız da kendinizi toparlayamazsınız. Bülbül her zamanki gibi gökyüzünde süzülürken sanki cennet aleminden çıkma bir koku almış ki bir var olmuş bir yok olmuş. Bu hissettiğinin aşk olduğunu anlamış da bir o yana kanat çırpmış bir bu yana. Çalıların arasında bu güzel kokunun sahibini aramış da bulamamış. En sonunda bakmış böyle olmayacak, yüksek bir kayanın tepesine konmuş da en güzel sesiyle yanık yanık ötmeye başlamış. Gül uzaklardan gelen bu yanık sesi işitmiş de o an sesin sahibine aşık olmuş. En güzel kokusunu rüzgarla birlikte bu sesin sahibine ulaştırmaya çalışmış. Dikkat edin bakın. Bülbül gül’ün kokusuna gül bülbülün sesine aşık olmuş. Anlayacağınız birbirlerini görmeden aşka tutuşmuşlar. Bülbül uzaklardan gelen bu güzel esansı takip ederek çok vakit geçmeden güle ulaşmış. Bülbül güle öyle bir sevgi ile bağlanmış ki en güzel sesiyle sevdasına öttükçe ötmüş. Gül ise aşkından bir açmış bir solmuş, açıp soldukça en güzel kokularını bülbüle ulaştırmış. 
Gül ile bülbülün hikayesi ne ise bizim de hikayemiz o. Allah daha güzel günler yaşatsın. Uzun zaman sonra abinizin yüzü gülüyor be. Değmeyin keyfime. Ve bir de.
“Yaşadığım her şeyi bir karınca gibi yuvarlaya yuvarlaya ona taşımayı düşünüyordum hala, kış için; o bitmek bilmez kış için ve önümüzdeki kışlar için, turşu kurmadan, reçel yapmadan, masal anlatmadan çıkaramayacağımız kışlar için.”

"Yemek yemek üstüne ne düşünürsünüz bilmem
Ama kahvaltının mutlulukla bir ilgisi olmalı.” demiş Cemal Süreya. Bugün Cemalim Süreya’nın ne demek istediğini yaşayarak anladım. Bugün ben Necla’m dediğim kadına kavuştum. Dünyanın en güzel en özel günüydü bugün. 

Nasıl bir mutluluk yaşadım bir bilseniz, ah bilseniz. Bahar gibiydi. Bülbül’ün gül’e gül’ün bülbüle kavuşması gibiydi. Sahi ben o hikayeyi anlatayım size de neyden bahsettiğimi bir güzel anlayın. 

Küçücük gül ile onun kadar küçük bülbülün dev yarasa aşkıdır bu. Sakın ola ki ot ile kuş gözüyle bakmayın bu hikayeye. Aldanırsınız da kendinizi toparlayamazsınız. Bülbül her zamanki gibi gökyüzünde süzülürken sanki cennet aleminden çıkma bir koku almış ki bir var olmuş bir yok olmuş. Bu hissettiğinin aşk olduğunu anlamış da bir o yana kanat çırpmış bir bu yana. Çalıların arasında bu güzel kokunun sahibini aramış da bulamamış. En sonunda bakmış böyle olmayacak, yüksek bir kayanın tepesine konmuş da en güzel sesiyle yanık yanık ötmeye başlamış. Gül uzaklardan gelen bu yanık sesi işitmiş de o an sesin sahibine aşık olmuş. En güzel kokusunu rüzgarla birlikte bu sesin sahibine ulaştırmaya çalışmış. Dikkat edin bakın. Bülbül gül’ün kokusuna gül bülbülün sesine aşık olmuş. Anlayacağınız birbirlerini görmeden aşka tutuşmuşlar. Bülbül uzaklardan gelen bu güzel esansı takip ederek çok vakit geçmeden güle ulaşmış. Bülbül güle öyle bir sevgi ile bağlanmış ki en güzel sesiyle sevdasına öttükçe ötmüş. Gül ise aşkından bir açmış bir solmuş, açıp soldukça en güzel kokularını bülbüle ulaştırmış. 

Gül ile bülbülün hikayesi ne ise bizim de hikayemiz o. Allah daha güzel günler yaşatsın. Uzun zaman sonra abinizin yüzü gülüyor be. Değmeyin keyfime. Ve bir de.

Yaşadığım her şeyi bir karınca gibi yuvarlaya yuvarlaya ona taşımayı düşünüyordum hala, kış için; o bitmek bilmez kış için ve önümüzdeki kışlar için, turşu kurmadan, reçel yapmadan, masal anlatmadan çıkaramayacağımız kışlar için.

88 not, Eylül 11, 2014

Bazı Tumblr ablası blogları.

> Günaydın arkadaşlar.
> Siyaset, AKP’ye küfür.
> Romantikli duygusal post.
> Siyaset, AKP’ye küfür.
> Kadın hakları, kadına şiddet.
> Romantikli duygusal post.
> Erkekler ölsün.
> Yakışıklı kaslı erkek postu.
> Sevmediği hemcinsine küfür, sözlü şiddet.
> Eski sevgiliye laf giydirme.
> Özledimli duygusal yazı.
> Kişilerin değiştiği ama eleştirinin aynı olduğu post.
> Moda ile alakalı post.
> Oje rengi yarıştırması.
> Altına çirkinim diye yazılmış fotoğraf.
> Yakala Tumblr kullanıcısının attığı canım çok güzel çıkmışsın maşallah replyına teşekkür ederim canım senin güzelliğin cevabı postu.
> Siyaset, AKP’ye laf geçirme.
> Eski sevgiliye laf geçirme çabası.
> İnci caps postu altına asdfghjklşi yazıp rebloglanmış post.
> Duygusallı post.
> İyi geceler ben yatıyorum canlarım yarın iş var Allah kahretsin postu.
> 10 dakika sonra atılan duygusallı hafiften erotikimsi post.
> Şimdi gerçekten yatıyorum postu.
> Yeterli ilgiyi görmezse atılan göğüs çatallı uykum geldi postu.
> İyi sabahlar arkadaşlar şimdi burayı ergenler doldurur yaşasın gececiler postu.
> Duygusal post.

87 not, Eylül 10, 2014

Denizli’de deniz yokmuş.

Ulan şunun muhabbetini okumamış insan yapsa anlarım ama üniversiteyi kazanıp da Denizli’ye gelen insanların verdiği tepki bu. Hiç mi açıp haritaya bakmadınız be olm siz küçükken. Ben derste canım sıkıldıkça kitabın arkasındaki haritayı açıp Türkiye’yi şehir şehir gezerdim. Onunla da yetinmeyip dünya haritasını açar denizaşırı ülkelere giderdim hayalimde. Hadi onu geçtim siz üniversite sınavına giriyorsunuz orada coğrafyadan sorumlusunuz. Bir bakar insan Türkiye haritasına. Yok abi sistem berbat tamam da sistem sana bunu öğreneceksin diyor ona da tamam ama sen de kendine bir şey katacaksın. Armut piş ağzıma düş yapmayacaksın. Şimdi bir Bilecik’in bir Bayburt’un yerini bilmiyorsan git haritaya bakıp da öğren. Yazık günah güzelim ülken var yeri gelir en vatanperver sen olursun ama ülkeni tanımadan bilmeden nerede ne var öğrenmeden bir ülkeyi sevemezsin diye düşünüyorum. Hadi bakalım cancağızım.

41 not, Eylül 9, 2014